UKRAYNA KRİZİ ÜZERİNE

Ukrayna krizi üzerine çok şey yazıldı çizildi, kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmem ama bildiğim şeyler şunlar:

Büyük devletlerin büyük ihtiraslarının bedelini sıradan insanlar acı çekerek ödüyorlar.

Savaşların ilk kurbanı gerçekler oluyor, ortalıkta sıcak savaş kadar ağır bir propaganda savaşı var. Acıları yüklenen insanlar gerçekte neyin olup bittiğini, neden bu sıkıntıları çektiklerini bilmiyorlar.

İnsanlar böyle durumlarda iki taraf arasından birini seçmek zorunda bırakılıyor. Ya siyah ya beyaz tarafı seçeceksin, ikisi arasındaki grinin elli tonunu merak edenler dışlanıyorlar.

Avrupa’da çalışan dünyaca ünlü Rus müzik sanatçılarının Başkan Putin’i kınayan bildiriler yapmadıkları için işlerinden atılmalarını Avrupa’nın akıl tutulması olarak görüyorum ve soruyorum; bunca yıllık kültür birikiminden sonra gelebildiğiniz yer bu ilkel nokta mı?

Tüm insanlığın birbirine göbekten karşılıklı olarak bağımlı olduğu bir dünyada Rusya’ya yapılan yaptırımların en az Ruslar kadar bunları yapanları da vuracağını biliyorum.

Amerika’yı kınıyorum çünkü kendine göre doğru olduğuna inandığı bir dış politika ile soğuk savaşın yeniden başlamasını tetikliyor.

Rusya’yı kınıyorum çünkü onca satranç geleneğinden sonra akıl yerine kaba güç ile meseleleri çözerim diye soğuk savaşı körüklüyor.

Avrupalılara gelince, bence onların hiç bir değerleri ve insiyatifleri yok.

Ukrayna’ya gelince, güzel ülkelerini filler tepişirken onların ayaklarının altına aptalca serdiler.

İnsanlık pandemiden bir şey öğrendi sanmıştım meğer hiç bir şey öğrenmemişiz.

Ben 1983’de o zamanki adıyla Sovyetler Birliğine gittiğimde orası Demir perdenin ardındaki düşman idi, soğuk savaş hüküm sürüyordu, Türkiye 70 cente muhtaçtı. Aradan kırk yıl geçti, şimdi soğuk savaş yeniden başlıyor, Rusya düşman oluyor ve biz gene 70 cente muhtacız.

Kendime soruyorum, biz onca zahmeti insanları yakınlaştırmak, ticareti geliştirerek düşmanlıkları bitirmek için yapmıştık. Bir arpa boyu bile yol gitmediğimizi görüp üzülüyorum.

Yapay Zeka, sanal gerçeklik, metaverse, bunca gelişmiş iletişim araçları, teknolojide gelinen nokta, bunca din, felsefe, sanat, ahlak birikimi vs…

Tanklarla roketlerle meselelere çözüm aramaktan bir adım ileri gidememişiz.

Bir sözüm de tüm din adamlarına, her konuda insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini anlatıyorsunuz, bu savaş sürerken nerelerdesiniz? Kutsal kitapların arkasına saklanmayın, doğru bildiklerinizi korkmadan söyleyin.

Pandemiye karşı kesin etkili ilacı yapamayan insanlık, insanların çoğunun temiz suya ulaşamadığı ve çelişkilerin gittikçe arttığı bir dünyada hala silah sanayine yatırım yapıyor.

Çehov’un dediği gibi eğer tiyatro oynanırken sahnenin duvarında bir tüfek asılı ise o tüfek mutlaka patlar. İnsanlık bugün geldiği yeri açık yüreklilikle sorgulamadığı müddetçe dünyamızın güzel bir geleceği olmayacak.

Umarım akıl tutulmalarımız çabuk geçer.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.