SİYASET VE BİR UCUNDAN DA FUTBOL

Otuzlu yaşlarımın ortasında içimde siyasete girmek ve ülkeme hizmet etme isteği vardı.

Hangi partiye gireyim diye rahmetli duayen siyasetçi Tarhan Erdem beye sordum, cevabı beni çok şaşırtmıştı:

Hangi partide bir mevki kapabileceksen o partiye git.

Çok şaşırmıştım, peki dedim ideallerime hangisi sizce daha uygun?

Cevap verdi, hiç fark etmez, Türkiye’de siyaset ideolojiler üzerinden ve hizmet için çalışmazlar. Tüm partiler menfaat amaçlıyla kurulmuştur.

Benim siyasi yaşantım o gün sona erdi ama yıllar geçtikçe gördüm ki rahmetli Tarhan Beyin söyledikleri aynen geçerli.

Son günlerde olan siyasi gelişmeleri izliyorum, tüm siyasi oyuncular beklenmedik savrulmalar gösteriyorlar. Sözüne özüne güvenilir insanlara siyaset arenasında yer yok.

Ancak artık bu siyaset anlayışının sorgulanması gerekiyor:

Değerli araştırmacı Evrim Kuran ICF Turkey Chapter tarafından düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söylemişti:

Günümüzün gençlerinin çalışacakları kurum ve iş yeri seçimi konusunda en önemli önceliği eğitim ve gelişim. Diğer önem verdiği şeyler ise kar amacı dışında bütüne katkı sağlayabilecek ulvi bir amacının olması, kapsayıcılık ve özgünlük.

Bu perspektiften baktığımız zaman acaba siyasi partilerimiz gençlerin gözünde nasıl gözüküyorlar?

Her türlü yalanın mübah olduğu, her türlü sahtekarlığın siyaset için yapılabilineceğinin kabul gördüğü bir siyaset dünyasının bizi getirdiği yer ne yazık ki çok acınılacak bir durum.

Linkedin de sürekli takip ettiğim, takdir ettiğim harika insanlarımız var. Onlar sürekli olarak daha iyi bir iş yaşamı, etkili liderlik, kapsayıcılık ve inovasyon üzerine en modern görüşleri bizlerle paylaşıyorlar.

Yıllar önce Mercedes Topkapı fabrikasında bizi ağırlayan, herkesin saygıyla önünde eğildiği ve taparcasına sevdiği bir genel müdür Tahsin bey vardı. Odasında otururken duvardaki bir Alman Üniversitesinden alınmış doktora diploması gözüme çarpmış ve sormuştum.

Diplomanızı gaz dinamikleri üzerine almışsınız, bu gün otobüs üretiyorsunuz, neden?

Verdiği cevabı unutamıyorum:

Onun alınması gerekiyordu aldık, bugün otobüs imalatına ihtiyaç var. Hem unutma yarış atı parkurda koşar, sokakta koşturursan ayağı kırılır.

Linkedinde okuduğumuz şeyler ve Evrim Hanımın araştırmaları gençlerimizin daha iyi bir iş dünyası istediğini gösteriyor.

Peki siyaset dünyamızda bu yönde bir değişim neden olmuyor?

Neden siyasete soyunanların bir etik değeri yok?

Kötü bir siyaset dünyası parkur bekleyen genç insanlara sadece kötü tozlu çamurlu toprak bir patika sunuyor.

Futbola gelince, hem Beşiktaş hem Fenerbahçe hem de bir çok takım yabancı teknik direktör getirdiler.

Yeri gelince yerli ve milli diye yeri göğü inleten insanlarımız neden kendi teknik direktörlerine güvenemiyor?

Her şehirde büyük futbol stadyumlarımız var, futbola tapıyoruz, ancak Milli Futbol takımımız dökülüyor.

Bir tuhaflık yok mu?

Benim düşüncem siyasi partiler değişmeden ve gelişmeden Türkiye gelişmez.

Ne dersiniz?

Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir