TAKIM OYUNU TAKIM KOÇLUĞU

Takım kurmak, takım oyunu, takım koçluğu gibi kavramlar üzerinde çok şey söyleniyor, yazılıyor. Benim kişisel tecrübem takım olma kavramının aslında doğal olarak içimizde olduğu yönünde ama zamanla bu özelliğimizi kaybediyoruz diye düşünüyorum.

Ben ilk okulda Koca Ragıp Paşa ilk okulunda okudum, üçüncü sınıfa geçtiğimde hayranlıkla sevdiğim hocam rahmetli Melahat hanım Nişanca semtinde bir başka okula tayin edildi. Ben onun arkasından bu okula nakil oldum. O yaşıma ve devire göre bu çok cesur bir adımdı, yeni okuluma 15 dakika yürümem gerekiyordu. Ancak o okulun olduğu mahalle İstanbul’un en kozmopolit yerlerinden birisi idi ve küçük yaşta Müslüman, Hristiyan, Ermeni, Süryani, Rum bir çok arkadaşım oldu.

Unutamadığım anım sınıf panosunun hazırlanması idi. Ben çok güzel resim yaptığımdan padişah resimlerini çizerdim, Ermeni arkadaşım harika sulu boya boyardı, boyamak onun işi idi, Süryani arkadaşım ise nefis yazı yazardı, o da en iyi yaptığı işi yaptı. Bizim sınıfın panosu açık ara okulun en iyisi oldu, sorulduğu zaman “biz yaptık” derdik, kimse de bize bunu anlatmamıştı.

Yıllar sonra doğal olarak yaptığımız şeyin iş yaşamında SİNERJİ yaratmak olduğunu öğrenip çok şaşmıştım. Bugün hala şaşkınlığım devam ediyor, bence bu güzel bir duygu, varsın kalsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.