RAM DIŞ TİCARET ÜZERİNE

Bu logo Koç Grubunun Dış Ticaret Şirketi Ram’a ait. 1979-1987 yılları arasında ben de bu şirkette çalıştım.

Şirket bu sene 50. yılını geride bıraktı, yıllar boyunca bir çok arkadaşımızın üstün fedakarlıkları ve gayretleriyle hep birlikte Türkiye’nin ihracatını geliştirmek üzere çalıştık. Bu sene değerli dostum Serdar Süalp ve şimdiki genel müdürümüz Zeynep Kuman hanımın önderliğinde tüm eski çalışanların katılımıyla bir anı kitabı hazırlanıyor.

Çalıştığım yıllarda bu şirkette bir çok acı tatlı anım oldu. Burla grubunun Teknika şirketinde başladığım kariyerim bu şirkette gelişti. Burada öğrendiğim şeyler tüm iş hayatım boyunca bana ışık oldu.

İki sene önce uzun yıllardan sonra eski RAM çalışanlarının yemeğine davet edilmiştim, o akşam belki de ilk defa neyin içinden geçmiş olduğumu anladım. Toplantıya katılan herkes büyük bir coşku ve heyecan içinde idi, tüm çalışanlar aynı heyecanı paylaşıyordu. Eve dönünce uzun uzun düşündüm ve RAM’i bizim için özel yapan her şeyi yıllar içinde edindiğim bilgi ve deneyim süzgecinden geçirdim.

Şirkete seçilen herkes belirli bir güçlü kişiliği olan, işlerini tutku ve sevgi ile yapan insanlardı. O günlerin döviz sıkıntısı çeken Türkiye’nin mallarını satıp ülkemize döviz kazandıracağız diye bizi alabildiğine motive eden bir misyonumuz vardı. O inançla Suriye, İran, Irak, Mısır, Suudi Arabistan, Emirlikler, Libya, Cezayir, Fas ve Tunus gibi ülkelere Osmanlı ordusunun Akıncı Beyleri gibi ellerimizde çantalar, broşürlerle koştuk durduk. Daha sonra bunlara Comecon ülkeleri eklendi. Benim için eski Sovyetler Birliği ve Doğu Almanya özel bir misyon oldu, tüm arkadaşlarım gibi bende gerekeni yaptım.

Bunları yapabilmemizde yönetimin bizlere verdiği özgüven ve yetkilendirme önemli bir rol oynadı. En zor durumlarda bazen tek başımıza almak zorunda kaldığımız kararları desteklediler. Bize güvendiler.

Çok zor şartlarda iletişim kanallarının çok geri olduğu devirde hepimiz dünyanın bir yerlerinde savaştık.

RAM bir uçak gemisi gibi idi, biz satıcılar ise oradan kalkarak uzaklara uçan, sonra dönen ve coşkuyla karşılanan pilotlardık, ilk ofisimizde dip dibe masalarda çalışırdık, herkesin herkesten öğrendiği bir büyük aile gibi yaşadık.

Şimdi bakınca RAM’deki felsefenin Peter Drucker’ın felsefesine çok uygun olduğunu anlıyorum:

En iyi elemanları şirketine cezbet, onları sev, yetkilendir, ne istediğini net olarak anlat ve… karışma, işlerini yapsınlar.

Geçmişi anlamadan geleceği tahmin etmenin zor olduğunu biliyorum. Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun RAM yönetim anlayışının bugün geçmişten daha da fazla önemli olduğunu düşünüyorum.

Bugünün takım oyunu, çevik yönetim, liderlik, motivasyon gibi konular çok eskiden RAM’de zaten kullanılıyordu.

Aradan 40 yıl geçti, yeniden bir ihracat seferberliği başlatmak gerekiyor.

Bana göre RAM tüm birikimi ile bu yeni dönem Türkiye ihracat seferberliğinin önderliğini yapmalıdır. Üst bir bilinç ile bu mümkündür.

Söz konusu vatan ise rekabet teferruattır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.