KADIKÖY’DE DEV DERBİ

Bu satırları yazmaya başladığımda maç başlayalı 10 dakika geçmişti.
Maçı kimin kazanacağı konusunda hiç bir fikrim yok ancak bir Galatasaray taraftarı olarak kendi takımımın kazanmasını istiyorum.

Yıllar önce değerli spor yayıncısı, Fenerbahçe taraftarı, rahmetli dostum Kenan Onuk bana kendi isteği ile radyo programımda konuk olmuştu ve taraftarlık kavramı üzerine sohbet etmiştik. Ben ona Türk futboluna getirdiği yenilikler ve uluslararası başarılar nedeni ile Galatasaraylı olduğumu söylemiştim, o ise bir aile geleceği olarak Fenerbahçeli olduğunu anlatmıştı.

Rekabet ben çocukken de vardı ama iş hayranlığa gelince rahmetli Metin Oktay ve Turgay Şerene ne kadar hayransam en az o kadar Lefter Küçükadonyadis ve Can Bartuya’da hayrandım. Onlar rakip takımın oyuncuları değil çocukluğumun süper kahramanları idi.

Ben yapıcı rekabetin kişileri ve kurumları geliştirdiğine inanırım, bu iki takımımızın arasındaki ezeli rekabeti her zaman keyifle takip ettim.

Bir keresinde densizin biri Karadeniz bölgesinden dönerken Fenerbahçe otobüsüne ateş etmiş ve kafileyi tehlikeye sokmuştu. Bir Galatasaraylının bu olay üzerine keşke hepsi orada ölselerdi dediğini duyunca ona şunu söylemiştim:

Fenerbahçe ölse idi biz kiminle maç yapardık? Futbol liginin tüm keyfi biterdi. Hangi takımla birbirimizi kızdırıp eğlenebilirdik? Yıllarca onlar bize altı sıfırlık mağlubiyetimizi hatırlattı, biz onlara son defa süper kupayı aldıklarında doğan çocukların bugün koca adam olduklarını hatırlattık.

Kısacası dostlar Fenerbahçe ve Galatasaray rekabeti olmasa idi yaşamımızdan çok şey eksilirdi, bu takımlarımız Yang ve Ying gibi bir birinin hem zıddı hem de bir bütünün parçasılar. Her iki takımın da diğerinin sağlığı için duacı olmaları gerekiyor.

Aslında bu rekabetten iş yaşamı içinde alınacak derslerimiz var.

Kurumları, kişileri, ülkeleri geliştiren şey her şeyden önce rekabet, ama yıkıcı değil yapıcı
ve ilham verici rekabet. Ben yaşamımda bana rakip olan tüm kişilere bu yüzden teşekkür borçluyum.

Keşke ülkemizde daha fazla yapıcı rekabet olsa, ülkemizin değişik bölgelerindeki topluluklar futbola olduğu kadar kendi bölgelerinin insanlarını eğitmek için yarışsa, en iyi okulları kurmak ve yaşatmak için çalışsa.

Keşke ülkemizde siyasette rekabet de aynı anlayış mümkün olsa, bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemem çünkü Linkedin bunun doğru yeri değil.

Yazımı bitirince televizyona dönüp skora bakacağım, daha iyi olan kazansın, konuk takımın aleyhine düşmanca sözler edilmesin, futbol bu, bu gün kaybeden yarın kazanır ama ebedi olan ve kurumları yücelten şey karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir rekabettir.

Tüm futbol sever Linkedin dostlarımızı takım ayırmaksızın sevgiyle selamlıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.