İNSANLARIMIZI GELİŞTİRME, BİR BAŞKA SEFERBERLİK DÜŞÜNCESİ

Bugün ilk defa gündüz yürüyüşü sırasında üstüme ince bir yelek aldım, hava serinledi, gökyüzü bulutlu, yağmurun eli kulağında, sonbahar kapıda…

Sertaç Doğanay beyin paylaşımlarını çok ilham verici buluyorum ve üzerlerinde uzun uzun düşünüyorum. Değişen dünyamızda her gün bazı meslekler ölürken yepyeni meslekler ortaya çıkıyor. Bana göre önümüzdeki en zor mesele insan iş gücümüzü dönüştürmek olacak.

Bence bu dönüşüm için ciddi bir eğitim seferberliği başlatmak ve herkesin çabasını buna destek vermeye davet etmek gerekiyor.

Bu işin başlangıç noktası da mümkün olduğu kadar çok insana yaşına ve eğitim seviyesine göre yabancı dil ve bilgisayar kullanmayı öğretmek olmalı diye düşünüyorum.

Çünkü eğitimin yaygınlaştırılması için bu iki eğitim becerisi diğer becerileri edinmenin kapısı olabilir.

Yıllar önce bir şişe fabrikası yatırımı araştırması için gittiğim Makedonya’da Üsküp şehrinin merkezinde isteyen herkese bilgisayar kullanmayı öğreten merkezler görmüştüm. Bunlar devlet tarafından açılmış, herkese hizmet veren ve gönüllülerin işlettiği yerlerdi.

Kendi görevli olduğum kalıp fabrikasında yemekhaneye işçilerin boş zamanlarında yararlanmaları için eski bilgisayarları koydurmuştum. Burada oyun oynarlar, koymuyalım dediler ama dinlemedim. Önce oyun oynadılar sonra gün geldi gazeteleri oradan okumaya başladılar. Şimdi hepsinin kişisel bilgisayarları oldu.

Bu seferberlikte gönüllü olarak yer almak isteyebilecek bir çok iyi yetişmiş, deneyimli ve sağlıklı, emeklilik döneminde anlamlı bir şeyler yapmak isteyen bir çok yaşıtım var.
Ciddi bir çağırı halinde birçoğunun bu projeye destek vereceğini biliyorum.

Dünyanın en önemli teknoloji şirketlerinin sinerji yaratmak için aralarındaki rekabete rağmen el ele verdiği bir dünyada ülkemizin insanlarının becerilerini geliştirmek, onlara yeni meslekler öğrenmeyi kazandıracak dil ve bilgisayar eğitimlerini vermek bence çok anlamlı.

Böyle bir projeyi bir kaç sivil toplum örgütünün devletle el ele vererek koordine etmesi gerekiyor.

Böyle bir proje kesinlikle siyaset üstü bir gönüllülük esasına göre gerçekleştirilmeli.

Sonbahar hüzünü çağrıştırsa bile onun güzel enerjisini iyi şeyler yaratmak için kullanmak mümkün.

Tuzla’da güneş her gün biraz daha sol tarafa kayarak varıyor ve günler gittikçe kısalıyor.
Tüm içinden geçtiğimiz kaosa rağmen tıpkı düzeninden hiç vaz geçmeden her gün farklı bir noktada batarak sürecini devam ettiren güneş gibi bizim de yapmamız gereken şeyler var.
Yaşam devam ediyor, yeni çocuklar doğuyor ve biz dünyanın en değerli ülkesinde yaşıyoruz.

Toplumumuzu eğitmezsek ve geliştirmezsek çok geride kalacağız.

Sizler de lütfen düşüncelerinizi burada paylaşın.
Nasıl başlansın, kimler bu projede bir araya gelsin?
Böyle bir seferberlik en etkili olarak nasıl örgütlenmeli?

Bu sonbaharda sararan yaprakları seyretmek yerine insanlarımızın içindeki yaratıcılığı yeşertelim, ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.