DOKTORLAR ÜZERİNE

Dün Türkiye Tıp Bayramını kutladı, bir çok Linkedin dostumuz bu vesileyle doktorlarımızı kutladı. Ben kişisel olarak tüm meslekler içinde en anlamlı meslek olarak doktorluğu takdir ederim.

Yıllar önce St. Gallen şehrinde bir yakınımın göz ameliyatını yapan İsviçreli doktor bana şöyle demişti:

Biz Allah değiliz, onun yarattığını gerektiği zaman onarmaya çalışıyoruz.

Doktor Mevlevi idi, ve İngilizce konuşurken “Allah” ismini “God” diye söylemedi.
Doktor kendi branşında dünyanın en iyi doktorlarından birisi idi ve bir çok ülkeden hastası vardı. Sabah altıda kalkıyor, yedide hastaneye gelip mevcut hastalarını ziyaret ediyor, saat sekiz oniki arası yeni ameliyatlarını yapıyor ve öğleden sonra da akşama kadar yeni hastalarını kabul ediyordu. Küçücük bir ofisi ve kocaman bir yüreği vardı.

Çok tanınan, istenen bir doktordu ve çok iyi kazancı da vardı ama beni derinden etkileyen şey onun kendini mesleğine olan adamışlığı idi.

Bir konser sırasında orkestra üyelerinden birisi hastalandığında salonda doktor olup olmadığı sorulduğunda sekiz doktorun sahneye koşup müzisyene yardım etmesini hiç unutamadım.

Bazen uzun uçuşlar sırasında hostesler uçakta bir doktor olup olmadığını sorduklarında ayağa kalkan doktorların o tereddütsüz olarak hasta yolcuya yürüyüşlerini hep hayranlıkla izledim.

Tüm hayranlığıma rağmen ben doktorluk mesleğini seçmedim, sebebini hiç bilmiyorum, ancak Koçluk mesleğini seçmemde mutlaka bu hayranlığın bir etkisi oldu.

Biz koçlar insanların bedenlerini ve ruhlarını tedavi etmesek bile yarattığımız farkındalığın onların arzu ettiği daha iyi ve anlamlı bir yaşama kavuşmalarına destek olduğunu biliyoruz.

Bugün yaşamımdan gelmiş geçmiş tüm doktorlara teşekkür etmek istiyorum. Bana, aileme ve tüm yakınlarıma hizmet etmiş güzel insanlara içtenlikle teşekkür ediyorum.

En çok hayranlık duyduğum kurumlardan birisi de “Médecins Sans Frontières”, yani Sınır Tanımayan Doktorlar, bir doktor olarak aralarına katılmasam da bir Koç olarak onlara destek olmak bana gurur verir.

Belki biz koçların da böyle bir sınır tanımayan koçlar örgütü oluşturmamız gerekiyor, bence bunu derneklerimizde tartışmalıyız.

Günümüzün gittikçe karmaşık hale gelen dünyasında doktorlar sadece bedenlerimizi tedavi etmiyorlar. Duruşlarıyla, dili, dini ve milliyetini ayırmadan tüm insanlara hizmet ederek bize varmamız gereken daha üst bir insani bilincin örneğini oluşturuyorlar.

İnsanın ön planda olduğu, evrensel insan haklarının herkes için geçerli olduğu, insanların birbirlerine karşılıklı olarak bağımlı olduğununun bilinciyle yönetilen bir dünya, bence bu sadece mümkün değil, ayrıca bir mecburiyet.

Aksi takdirde doğayı tüketen ve insanları kamplara bölen bir dünyada yaşamak zorunda kalacağız.

Bir Çin atasözü şöyle der:

Hasta hazır olunca doktor kapıdan girer.

Doktorlar hazırlar, acaba biz hastalar daha güzel bir dünya için hazır mıyız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.