BİR MARKA İTİBARI ÖYKÜSÜ

Yıllar önce çalıştığım şirket Tataristan’ın Kazan şehri belediyesine Mercedes otobüsler satmıştı. Bir gün merkezden haber geldi, Mercedes’den bir servis uzmanı gelip belediyenin ilgili kişileri ile otobüslerin durumunu konuşmak istiyormuş. Uzman geldi, tabiki onu karşıladık, ağırladık. Randevu ertesi gündü, akşam uzmanla sohbet ederken bir davet olmadığı halde neden geldiğini sorduk. Adam cevap verdi, meğer otobüsler bir yıldan uzun zamandan beri yollarda olduğu halde Tatar yetkililerden kendilerine hiç bir yedek parça talebi gelmemiş. Halbuki Mercedes bu tip otobüslerin kullanımında aşağı yukarı ne zaman ve ne kadar yedekparça gerektiğini tahmin edebilen bir sistem kullanarak sattığı otobüsler için ne yedek parça siparişi gelebileceğini ön görebilirmiş.

Ben malı sattıktan sonra onun sorumluluğunun garanti kapsamı dışında müşteriye geçtiğini, yedek parça almadılarsa bunun onların sorunu olduğunu söyleyince adam cevap verdi.

Biz sadece bir ürün değil dünyanın en itibarlı markasını satıyoruz ve ürünümüzü takip ederiz. Sattığımız şey mercimek değil ki yenilince bitsin, belediye bu otobüslere kötü bakarsa bunlar yol kenarında kalırlar ve onu gören insanlar da belediyenin eksiğini bilmez markamızı suçlarlar.

Sonra bana marka değeri ile ilgili kendi kamyonları üzerinden bir örnek verdi.

Biz bu kamyonları 100.000 Alman markına satıyoruz, bunların üzerinde plastik marka işaretleri var, araca fiziksel olarak hiç bir katkıları yoktur. Ama müşterilerimize desek ki; bu kamyonları size 80.000 Alman markına vereceğiz ama Mercedes marka işaretlerinin hiç birini kullanmayacaksınız. Sizce kaç kişi kabul eder?

Cevap o günlerde yapılan araştırmalara göre hiç kimse imiş.

Lüks otomobil satan bir şirket yöneticilerine sormuştum; burada ne satıyorsunuz?

Çoğu otomobil demişti, pek azı itibar, yaşam tarzı ve sürüş keyfi sattıklarının farkında idi.

Geçtiğimiz günlerde maliye bakanımız şirketlere yurt dışına açılın diye tavsiye verdi. Yıllarca Türk mallarını yurt dışına satmak için çalışmış biri olarak düşündüm. Ne yazık ki Türkiye’nin uluslararası arenada çok önemli bir markası yok. O markayı üretmek ise bugünden yarına mümkün değil.

Mercedes o markayı sadece üretmiyor ayrıca titizlikle yönetiyor da.

Türkiye’nin değerli markaları deyince aklınıza hangileri geliyor?

Sizce yeni değerli markaları nasıl yaratabiliriz?

En önemlisi marka yaratmayı teşvik eden bir kültürü nasıl sağlarız?

Liyakatın önemsenmediği, üretimin akıllı bir stratejiyle desteklenmediği ve çuvalla taşınan paralar ile kaçak paralar kazanmanın akıllı yatırım olduğu bir dünyada nasıl marka yaratabiliriz?

Sloganımız güzel, 21. Yüzyıl Türkiye Yüzyılı olacak.

İlk çeyrek dolmak üzere ve henüz maçta bir gol yok.

Marka üründen çok daha değerlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir