DÜNYANIN EN GÜZEL EVİNDEN ALDIĞIM YAŞAM DERSLERİ

Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz ev ünlü Amerikalı mimar Frank Lloyd Wright tarafından 1936 yılında Kaufmann ailesi için yapılmış bir evdir. Birçok kişi tarafından dünyanın en güzel evlerinden birisi olarak kabul edilir. Bir şelale üzerine yapılmıştır, adı da “Fallingwater’dır.

Ben üniversite yıllarında hayranlıkla keşfettiğim bu evi yıllarca sonra görebileceğimi hiç düşünmemiştim. Yaşam sürprizlerle dolu, gün geldi Pittsburgh da doktora yapan kızım ve arkadaşlarını rafting’e götürürken yol üzerinde Fallingwater yazılı bir işaret gördüm, onları bırakıp yazıyı gördüğüm yerden saptım, içimden o olamaz diyordum ama karşıma o çıktı. Evin içini gezmek için Pittsburgh’dan rezervasyon yaptırmak gerekiyordu, kapıdaki kadın bazen rezervasyon iptalleri olduğunu, böyle bir durumda 30 dolar verip bir gruba katılıp katılmayacağımı sordu. Ben değil 30, 300 dolar vermeye razıydım. İki saat beklerken evin bir dolu fotoğrafını çektim, sonra adımı anons ettiler ve ben de evin içini gezdim.

Kaufmann ailesi Pittsburgh civarındaki ağaçlık bir alanı kendi çalışanları için kamp alanı olarak almışlar, Lloyd’dan da orada bulunan bir küçük şelaleyi gören bir ev yapmasını istemişler, mimar onlara şöyle demiş:

Ben size şelaleyi gören bir ev yerine şelale ile birlikte yaşayacağınız bir ev yapayım mı?

O sırada 65 yaşında olan ve inzivaya çekilmiş olan Lloyd bu ev ile yeniden kariyerine devam etmiş ve 92 yaşına kadar tam 202 yeni eser yaratmış. Son eseri de New York’taki ünlü Gugenheim müzesi olmuş.

İlk derslerim şunlar oldu:

Bir şeye gönül verirsen gün gelir o şey yaşamına girer, ama gönlün boşsa boş kalmaya devam eder. Kader beni o evle karşılaştırdı ama ben de o evin peşinde olmasam o yol işaretini göremezdim.

İkinci dersim şu oldu. İkinci Bahar diye bir şey var, insan sevdiği işi son nefesine kadar yapmayı sürdürürse son ana kadar dolu dolu ve yaratıcı olabiliyor.

Üçüncü dersim şu oldu. Herkesin şelaleye bakan evi gördüğü yerde mimar şelalenin üstünde onunla iç içe yaşanan bir evi gördü, farkı da bu yarattı, o farkı yaratabilmesinin sebebi başka kültürlerle iç içe olması, merak etmesi ve öğrendiklerini kendi mesleğine yeni bakış açıları olarak getirebilmesi oldu.

Dördüncü ders ise insanın doğa ile ahenk içinde yaşayarak daha güzel şeyler yaratabileceği oldu. Evin tüm malzemeleri beton hariç o bölgedeki doğal malzemeler ile sağlanmış.

Aslında hikayenin bir de yıllar içersinde statik hesap hatalarından dolayı bu evin kurtarılması bölümü var ama onu ayrı anlatmak lazım.

Her konunun en iyi uzmanlarının bir araya getirilerek yapılan bir proje ile bu muhteşem eser yeniden yaşama dönüştürüldü. Egoların dışarıda bırakıldığı, herkesin takım halinde tek bir amaç çevresinde kenetlendiği, iletişimin tüm imkanları ile gerçek doğrulara ulaşıldığı bir öykü bu. Gerçekten merak edenler olursa bunu da ayrıca anlatırım.

Son sözüm de şu; mesleğimizin ilhamlarını sadece teknik kitaplarda bulamayız, dünya çok büyük.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir