23 NİSAN

Bu gün 23 Nisan….
Neşe doluyor insan.

Çocukluğumda 23 Nisan Günlerinde bu şiiri okurduk.
Günümüzün dünyasına bakınca insanı neşe dolduracak pek az şey kaldığını görüyorum.

Dünyada çocuklara armağan edilmiş tek milli bayram bizim bayramımız.

Yıllar önce Afyon Caz Festivalinin kurucusu değerli arkadaşım Hüseyin Başkadem benden festival kapsamında ilk okul çocuklarına caz müziğinin ne olduğunu anlatmamı istemişti. Konuşmanın yapılacağı salonda hem çocuklar hem de aileleri beni dinliyorlardı. Önce çok tereddüt ettim sonra onların bildiği bir seviyeden başlamam gerektiğini düşündüm. Aşık Veysel’in ‘Uzun İnce bir Yoldayım’ türküsünü birlikte söyliyelim mi? diye sordum, hep birlikte şarkıyı söyledik. Sonra aynı şarkının cazcı İlhan Erşahin tarafından yapılmış yorumunu dinlettim, aynı melodi ile başladığı için çocuklar hemen müziğin içine girdiler, ama müziğin devamında İlhan o melodi üzerine doğaçlama yapmaya başladı. Aynı armoni kalıpları üzerine yapıldığı için oradaki kavramı da hissettiler.

Onlara, neden aynı müziği, iki birbirinden hem kültür, hem de çağ olarak çok farklı iki insan, bu kadar farklı yorumluyor? Diye sordum. Tartışma başladı, çocuklar büyük bir enerji ile değişik düşünceler ürettiler ve 45. dakikada zil çaldığında çocukların vardığı sonuç şöyle idi;

Müzik yaşanılan şeylerin ve duyguların ses olarak ifadesidir.

Aynı tarifi ünlü yıllar önce caz ustası Duke Ellington da yapmıştı.

Çocukların anne ve babalarının yüzlerine baktım, onlarsa hiç bir şey anlamamışlardı…

Bir keresinde de moderatörlüğünü yaptığım SEV vakfı toplantısında ‘Eğitim Nasıl Olmalı’ diye tartışıyorduk. Bir ilkokul öğrencisi söz istedi ve şöyle dedi:

Eğitim metro gibi olmalıdır, sizi istediğiniz noktaya güvenli ve hızlı şekilde taşımalıdır, istediğiniz yerde inebilmeli ve istediğiniz zaman yeniden binerek farklı noktalara gidebilmelisiniz.

Toplantıda hazır bulunan öğretmenler, veliler, eski mezunlar ve vakıf yöneticileri sanırım benim gibi hala bu cevabı hatırlıyorlardır.
Ben moderatörlüğü gönüllü olarak yapacaktım ama tek bir isteğim vardı, hakkında konuşacağımız çocukların da katılmasını istemiştim.

Ünlü İngiliz eğitim uzmanı Ken Robinson kitaplarında eğitim sistemlerinin nasıl çocuklardaki yaratıcılığı yok ettiğini anlatır.

Bugün gelenek olarak siyasetçiler koltuklarını bir gün için çocuklara bırakacaklar, keşke bir haftalığına bıraksalar, belki de çok daha güzel bir dünyanın ip uçlarını keşfedebilirdik.

Rus çocuklar ve Ukraynalı çocuklar bir araya gelebilse belki de o yıkıcı savaş hiç başlamayabilirdi. Belki de Avrupalı ve Amerikalı çocuklar ile oyun oynarlardı.

Doğayı yok etmekten vaz geçebilirdik, göçmen sorunlarına daha insancıl çözümler belki de çocuklar tarafından üretilebilirdi.

Keşke TÜSİAD da ve MUSİAD’da çocuk üyeler olsa idi. Keşke tüm ticari şirketler yönetim kurullarına çocuk üyeler alsalardı.

Keşke çocukları dinleyebilse idik.

O zaman belki de gerçekten neşe dolabilirdik.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.