SEYAHAT ETMEK GÜZELDİR

Uzun bir aradan sonra tekrar Chicago’ya geldim, insan çabuk unutuyor, geçen sene bu vakitte değil yurt dışına gitmek Çiftehavuzlarda yaşayan rahmetli annemi bile çok kısıtlı olarak ziyaret edebiliyordum.

Ben seyahat etmeyi insanın gelişimi için çok değerli ve önemli buluyorum.

Hepimiz dünyayı farklı pencerelerden görüyoruz. Ailemiz, çevremiz, sosyal ve ekonomik sınıfımız ve hangi ülkenin kültürü ile yetiştiysek dünyayı o mercekten algılıyoruz.

Halbuki hava limanları bizi bu alıştığımız kutudan çıkartacak bir fırsat. Orada çevreme baktıkça, insanları gözledikçe görüyorum ki ne kadar farklı insanlar var, ne kadar geniş bir insanlık yelpazesi var.

Beni getiren uçakta Hindistan, Pakistan, Arap Emirlikleri, İran ve Iraktan yolcular vardı, 11,5 saat boyunca virüse inat birlikte var olduk.
Ben zaten aktif iş hayatımda çok uçmuş ve görmüş biri olarak yeni şeylere şaşırma yeteneğimi çoktan kaybetmiş bir insanım, hava alanlarında tekrar o günlere bir gönderme ile nostalji yaşıyorum.

İnsanları ayıran onca şey olsa da temelde aynı iç güdülerle hareket eden varlıklarız. Önce var olma güdümüz ile kendi temel ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz, sonra genlerimizi sonraki nesillere aktarma sürecimiz geliyor, en sonunda da çevremize ve doğaya tahakküm etme sürecimiz başlıyor.

Dün uçakta yanımda oturan İranlı adamın akşam yemeğinde büyük bir iştah ile karnıyarık ve pilav yemesini gördüm, karnı doyunca uyudu, uyanınca su içti, ön sıramızda oturan yaşlı babası ile konuştu. Hepimizin dünyası o uçakta temel iç güdülerle sınırlı kaldı. Teknolojik gelişmeleri, enflasyonu, ekonomik savrulmaları konuşacak halimiz olmadı.

Bazen bana çocukları hakkında ne yapmaları gerektiğini soran insanlara söylediğim en önemli şey şu oluyor:

Onlara önce sevginizi alabildiğince verin, sonra yeteneklerini keşfedecekleri bir eğitim verin. Ama unutmayın onların ilk dört beş yıllarında sizlerden alacakları şey çok önemlidir. Ve sonra da şunları söylüyorum:

Çocuklarınızı tatillerde mümkün olduğunca başka yerlere gezmeye gönderin, dünyanın kendi bildikleri yerlerden çok daha büyük ve insanların temelde aynı temel iç güdüler ile hareket etmelerine rağmen dış görünüşlerinin ve kültürel değerlerinin çok farklı olduğunu anlasınlar.

Bir Bahai tapınağında şöyle yazıyordu:
Hepimiz aynı yüce varlığa farklı dillerde ve usullerle dua ediyoruz, bunu anlayınca sizden farklı görünenin sizden farklı olmadığını anlayacaksınız.

ICF Türkiye koçları kendilerine yeni bir misyon seçtiler, Türkiye’nin Toplum 5.0 dönüşümü için yola çıkacağız, bence başka ülkelerin koçları ile de ilişkiler ve ortak projeler geliştirebilirsek ortak bir evrensel düşünce dünyası yaratabiliriz ve Türkiye’ye ciddi katkılar sağlayabiliriz.

Bana göre bu misyonun başlangıç noktası toplumumuzun farklı kesimleri arasında yeni diyaloglar üretmek olmalı, alıştığımız çevrelerin dışına açılmalıyız.

Fotoğraftaki Cartier reklamı bana bu yazının ilhamını verdi, bence leoparı olmasa da alttaki insanları birleştirebiliriz, ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.