KENDİ ÖZ KÜLTÜRÜNE DÖNMEK

Bu karede iki tane muhteşem müzisyen görüyorsunuz.

Sol taraftaki ünlü Arjantin tango ustası Astor Piazzolla, bir başka Akordiyon çeşidi olan Bandeneon çalıyordu ve klasik Arjantin tangosunu yeniden yorumlayarak Tango Nuevo denen müziği yarattı.

Sağ taraftaki ise ünlü Fransız Akordiyon ustası ve jazz müzisyeni Richard Galliano, kendisi ile yıllar önce İstanbul’a bir konser için geldiğinde tanışmış ve röportaj yapmıştım.

Her iki müzisyene de hayranım, Piazzola ne yazık ki artık sadece bize bıraktığı müziklerle yaşıyor. Galliano ise ilk gençliğinden beri Piazzola hayranı olmuş, onun yolundan gitmek istemiş bir sanatçı.

İstanbul’daki konserden önce yaptığım röportajda bana çok ilginç bir şey söyledi, onu paylaşmak istiyorum. Galliano sonunda Arjantin’e giderek Piazzola ile tanışmış ve ona hayranlığını ifade ettikten sonra şöyle demiş:

Üstad ben sizin gibi olmak ve çalmak istiyorum. Piazzola ise onun tüm müzik yaşamını biçimlendirecek bir cevap vermiş.

Benim gibi olma ve çalma, ben bir Arjantinliyim, kendi öz müziğim olan tangoyu alıp ondan yepyeni bir müzik olan Tango Nuevoyu yarattım. Sen bir Fransız’ın, sen de kendi öz müziğine dön, sizin Musette diye bir müziğiniz var, sen de benim gibi yap, o müziği geliştir.

Galliano bu sözler üzerine büyük üstadın gösterdiği yoldan gidiyor ve Nuevo Musette’i yaratıyor. Sonra dost oluyorlar, birlikte çalıyorlar ve ilişkileri hep sürüyor.

Ben Galliano’nun bu sözlerini hiç unutmadım, benden Mentorluk ve koçluk desteği alan tüm insanlara yeri geldiğinde aktardım.

Bu kavramın koçluğa olan uzantısı bana göre Mevlana, Bektaşilik, Hacı Bektaş Veli gibi derin kültürlere dayanan özgün ama evrensel koçluk değerleri ve ilkeleri çerçevesinde Türk Koçluk modeli oluşturmak. Bu konuda bazı girişimler de var, ben de bir şeyler araştırıyorum.

Bana göre bir adım daha ileri gitmeli ve günümüz iş yönetim modellerine alternatif bir Türk kültüründen kaynaklanan ama evrensel değerlere uygun bir yönetim anlayışı geliştirmeliyiz.

Zaten içinde yaşadığımız dönem büyük bir değişim ve dönüşüm zamanı, insanı ve onun yaratıcılığını öne çıkartan, sadece şirketin borsa değerini arttırmanın ötesine geçen, toplumu geliştiren ve çevreye duyarlı bir yeni modelin şifreleri kendi kültürümüzde mevcut.

Ben Hamdi Ulukaya’nın Amerika’daki Çobani yoğurtlarındaki sıra dışı başarısında kendi öz kültüründen aldığı dayanışma, paylaşma ve birlikte var olma değerlerinin çok önemli rol oynadığına inanıyorum.

Müzik insanları aynı duyguda birleştirebilen en önemli sanat dalıdır, meraklısı için onun içinde yaşayanların öykülerinden yaşam için öğrenilebilecek çok güzel şeyler de vardır.

Türkiye bugün bir çok sosyal, ekonomik ve politik sıkıntı yaşadığı bir süreçten geçiyor, ben insanların ihtiyaçlarına yetersiz kalan tüm kurumların değişmek zorunda olacağını düşünüyorum.

Türkiye’de değişecek. Bu değişimin tohumlarını kendi içimizde arayalım ve ortaya koyduğu değerlerle insanlığa ilham olabilecek bir model yaratalım.

Bilmem siz ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.