KADIN VOLEYBOL TAKIMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER 1

Türk Kadın Voleybol takımımız hepimizi gururlandıran bir başarıya imza attı, içinden geçtiğimiz bu zor günlerde onların başarısı hepimizi çok mutlu etti.

Nelson Mandela 27 yıl süren bir hapisten sonra Güney Afrika başkanı olunca ırk ayırımı ile paramparça olmuş ülkesini ruhsal boyutta bir araya getirmek için ülkenin rugby takımını şampiyon yapmak üzere desteklemişti. Invictus adlı filmde rejisör Clint Eastwood bu hikayeyi anlatmıştı.

Aşağıdaki karikatür ve benzerleri değişik ortamlarda yer aldı. Voleybolcularımıza karşı tepki gösteren bazı tutucu insanlara bu şampiyonluk ile bir tokat atıldığı ima edildi.

Karikatürlerin ardındaki duyguları, kızgınlıkları, voleybolculara yapılan çirkinlikleri anlıyorum ama gene de bu karikatürü desteklemiyorum.

Bu karikatür ile voleybolcularımıza gösterilen çirkin davranışların seviyesine inilmiş olduğunu düşünüyorum. Karşımızdaki insanların davranışlarını çirkin bulabiliriz, tepki de gösterebiliriz ama bize düşen her şeye rağmen doğrunun güzelin yanında olmak, karşımızdan beklediğimiz olgunluğu önce bizim göstermemizdir diye düşünüyorum.

Bizim gibi düşünmeyen insanlara karşı gösterilmesi gereken en güzel tepkiyi bizim sporcularımız gösterdiler. Amerikancada bir söz vardır; Başarı tartışılamaz.

Onlar harika bir derece yaptılar ve belli ki çok yakın bir gelecekte artık dünya şampiyonluğuna oynayacaklar.

Bence bu güzel başarıyı ülkemizi daha da fazla parçalamak için değil, ruhsal boyutta tüm insanlarımızı birbirleriyle birleşmek için kullanalım.

Önce iyi ve doğru olarak bildiğimiz değerleri kendi yaşamlarımızda benimseyelim. Karşımızdakilere tokat atmak yerine elimizi uzatalım. Yeterince parçalanmış bir ülkede birbirimize ulaşmak için bu spor başarısını vesile yapalım.

Yıllar önce New York’da bir kilisenin içinde şöyle bir yazı okumuştum: Baki kalan güzelliktir bu dünyada, çirkinlik ise sadece yok olacak bir tozdur.

Ben her zaman güzelliğin arkasından gidelim diyorum, biliyorum bazen bunun bedeli çok pahalı oluyor. Ama insanın inandığı değerlere göre yaşanmasının en doğru yaşam olduğunu düşünüyorum.

Siz ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.