BİR KONFERANSIN ARDINDAN AKLIMDA OLUŞAN DÜŞÜNCELER

Geçen hafta Cenk Akincilar Beyin zarif daveti ile gittiğim QNB Finansbank toplantısı ile ilgili yaptığım teşekkür paylaşımının sonunu şöyle bağlamıştım:

Şimdi bize düşen o ilham ile yeni düşünceler yaratmak, yoksa tüm o emeğe yazık olur.

Daron Acemoğlu Bey ülkemizin içinde bulunduğu durumu, sebeplerini ve akıl yoluyla yapılabilecek iyileştirmeleri birer birer anlattı. Kısacası güneşin altında ekonomimizi düzeltmek için gerekli ama henüz söylenmemiş hiç bir şey kalmadı.

Daron Acemoğlu en çok şu noktalara değindi.

Demokrasinin eksikliği
Düşük kaliteli büyüme, verimlilik düşüklüğü
Düşük teknoloji düzeyi
Düşük eğitim seviyesi, üniversitelerin kalite ve bilim düzeyi eksikliği
Türkiye’de bilgisayar mühendisliği okuyanların oranının düşük olması
İnsanlar arasındaki eşitsizlik.

Bu liste onun söylediklerinin sadece bir kısmı.

Tüm bunları düzeltme şansımız var mı?
Yaşamın devam ettiği her yerde bir umut vardır.

Yıllar önce dinlediğim bir konuşmacı şöyle demişti:
Tanrı ülkeleri zenginlik kaynaklar olarak eşit yaratmamıştır, bir tek eşit kaynak vardır, her ülkede insanlar vardır ve farkı yaratacak olan o insanları ne kadar eğitip geliştirebildiğinizdir.

Üç bilinmeyenli iki denklemi çözebilmek için bazı bilinmeyenler varsayılarak çözüme başlanır.

Yıllar önce bir teknoloji şirketinin genel müdürü ile konuşurken şöyle demiştim:

Bu şirketi tüm binaları, bilgisayarları, ekipmanları ile sıfırdan aynen yaratabiliriz, ama buraya anlam veren şu çalışanların aynısını bulma şansımız yok.

Arap saçına benzemiş bu problemde başlangıç noktası sadece ve sadece insandır, yapılması gereken ise insanlarımızı günümüz dünyasının standartlarına göre eğitmektir.

Bunun ilk başlangıç noktası ise yüksek öğrenim değil ilk öğretimdir.

İyi bir ilk öğretim otomatik olarak daha üst öğrenimler için büyük bir talep oluşturacaktır.

Demokrasi, insan hakları ve adalet konularına gelince yapılan araştırmalar halkımızın öncelik listesinde bu kavramların alt sıralarda yer aldığını gösteriyor, eğitim düzeyi ile bu da değişecektir.

Konferans bitti, öğrendik, ilham aldık ve yedik içtik.

Peki oradan nelerle ayrıldık, ne ilhamlar aldık, biz koçların ifadesiyle bundan sonra neleri farklı yapmak istiyoruz?

Bence QNB Finansbank bu konferansın ardından katılımcılara bu soruları sormalı, önerilerini almalı ve hatta gelişim proje kurumları oluşturmalı.

Burayla tam ilgisi olmasa da bir şey daha söylemek istiyorum.
Filenin Sultanları gururumuz olmaya devam ediyor.

Gazetelerde onlardan bahsederken “olimpiyat vizesini kaptılar” diye abuk bir ifade kullanılıyor.
HAYIR, vizeyi kapmadılar, azimle, sabırla çalışarak vizeyi bileklerinin gücüyle kazandılar.

Voleybolda neden ve Nasıl çok büyük başarı kazandığımızı tersine mühendislikle incelersek, onu Daron beyin sunumu üzerinden değerlendirirsek Türkiye dünyada gerçekten kıskanılan bir yer olur. Yabancı yatırımcıyı kapmayız, onlar Türkiye’de bir yer kapmaya çalışırlar.

Ne dersiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir