ATATÜRK’Ü YENİDEN DÜŞÜNMEK

10 Kasım Üzerine

Her yıl olduğu gibi bu yılda cumhuriyetimizin kurucusu büyük Atatürk’ü sevgi ve saygı ile anacağız. Ben bu yıl ona daha farklı bir bakış açısı ile bakmak istiyorum.

Aslında bir tane değil değişik zamanlarda değişik liderlik özellikleri olan bir çok Atatürk figürü var yaşamımızda. Hangisi üzerinden Atatürk’e bakacağımıza karar vermek de zor.

Benim kişisel bir Atatürk öyküm var. 1980 yılında Mısır’da tanıştığım yaşlı bir İngiliz işadamı anlatmıştı. Meğer 1928’de Atatürk İstanbul’da Tophane semtinde bir serbest bölge kurdurmuş ve bu dünyadaki ilk serbest bölge imiş. O zaman genç bir mühendis olan bu kişi de o serbest bölgede kurulmuş olan Ford fabrikasında Amerika’dan gemi ile gelen yarı monte edilmiş otomobillerin montajında çalışıyormuş. Bu kişi bir gün Beyoğlu Tokatlayan handaki bir dükkana girmiş, kendisine bir kravat almak istiyormuş. Çeşitlere bakarken arkasında bir gürültü duymuş ve dönmüş, gerisini ise şöyle anlatmıştı:

Arkaya baktığımda bir çift pırıl pırıl mavi göz gördüm, Atatürk gelmişti, dükkan sahibi beni hoyratça bir tarafa itti, şaşırmıştım. Bunu gören Atatürk dükkan sahibine dönerek sert bir ses ile “önce müşterin ile ilgilen, ben sıramı bekleyeceğim” dedi. Tekrar tezgahtaki kravatlara bakıp bir şey aldım, dükkandan çıkarken bana zarif bir şekilde selam verdi, çok etkilendim. Aradan bunca yıl geçti, hala ilk gün gibi hatırlıyorum.

İnanması zor ama gene aynı yıllarda Amerika’dan Avrupa’ya jazz müziği akımını getiren Sidney Bechet İstanbul’da Gülhane parkında Atatürk’ün isteği ile bir konser vermiş. Bu öyküyü de jazz müzisyeni arkadaşım Lloyd Chilsom bana anlattı.

Bugün Atatürk hakkında törenler yapılacak, konuşmalar yapılacak, ama benim gönlüm isterdi ki biz onu farklı bir perspektiften bakarak kalıpların dışında yeniden değerlendirelim.

Bize tek takip edilecek yol olarak sadece Bilimi ve Akılı gösteren, dogmalar bırakmayan, gerçeği aramamızı isteyen, sözlerim bilimle ters düşerse beni değil bilimi seçin diyen bir insandan bahsediyoruz.

Acaba Atatürk’ün bize bıraktığı akıl ve bilim perspektifinden bakabilsek günümüz sorunlarına nasıl çözümler üretebilirdik?

Aşırı nüfus artışı, kadın ve çocuk sorunları, ırkçılık, göç, terör, çevre felaketleri, çağımızın vebası Covid-19…

Türkiye’nin yönetimi ve uluslararası ilişkileri nasıl olmalı idi?

Bana göre Atatürk yaşadığı dönemde büyük bir Lider ve Mentor idi ama vefatından sonra artık o bizim yaşam koçumuz oldu. Çünkü bize bıraktığı eser, bize hala kendimiz hakkında bir farkındalık yaratıyor, o yanımızda olmasa bile yeni bir dünya için eylem adımlarımızı atmaya devam ediyoruz.

Biz koçların en önemli becerisi dinleme sanatıdır, bu yazıya eşlik eden Atatürk fotoğrafına bakın, insanlarını can kulağı ile dinleyen bir Koç göreceksiniz, ve bence ruhu bir Koç olarak bize şu soruyu soruyordur:

Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

Bu Türkiye’yi yaratmak için neler yapmanız gerekiyor?

Muhtaç olduğunuz kudret asil kanda mevcuttur, ne anlıyorsunuz?

Atatürk hala bizimle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.