KUMSALDA, 1959 YILINDA ÇEKİLMİŞ BİR FİLM ÖYKÜSÜ

Hamas saldırısından sonra başlayan savaş dünyanın bozuk dengesini daha da bozdu.

Her kafadan bir ses çıkıyor, bu saldırının neden yapıldığına dair bir çok söylenti var.

Ancak gerçek sadece bir tane; İnsan insanı öldürüyor.

“Kumsalda (On the beach)” benim çocukluğumda izlediğim bir film.

Konusu şöyle:

Büyük bir nükleer savaştan sonra insanlar ölür, bunun tek istisnası Avusturalya kıtasıdır ancak nükleer bulutlar oraya da yaklaşmıştır. Film orada henüz yaşayan ama kısa süre sonra öleceğini bilen insanların öyküsüdür, son ana kadar yaşama umutlarını yüreklerinde tutarlar, ölümü unutmaya çalışırlar ama ölüm oraya da gelir. O süreç boyunca insanlar kendi yaşamlarının muhasebesini yaparlar, mutlak ölüm karşısında yaşadıkları bir çok şeyin anlamsız olduğunu fark ederler ama artık çok geçdir, onlara güç verebilen tek şey de sevgidir.

Günümüzde insanlık yeniden bir anlam krizi içerisinde akıl tutulması yaşıyor. Herkes kendine göre haklı sebeplerle birilerini öldürerek var olmaya çalışıyor.

Carl Sagan “Soluk Mavi Nokta” adlı kitabında dünyanın uzayın sonsuzluğu içindeki nokta görüntüsü için şöyle der:

Uzayın derinliğinden bu fotoğrafı çekmeyi başardık. Eğer bu kareye dikkatlice bakarsanız orada bir nokta göreceksiniz. O noktaya tekrar bakın. Bu nokta bizim evimiz. O biziz. Sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun içinde bulunuyor. Tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji, ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, her umut dolu çocuk, her mucit, her kâşif, her ahlak hocası, yozlaşmış her politikacı, her şöhret yıldızı, her “yüce önder”, her aziz ve günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinin içinde.

Dünya, dev bir evrensel arenada yer alan çok küçük bir sahnedir. Bütün o komutan ve imparatorların akıttıkları kan göllerini düşünün … şan ve şöhret içerisinde, bu noktanın küçük bir parçasında kısa bir süre için efendi olabildiler. Bu noktanın bir köşesinde yaşayanların, başka bir köşesinde yaşayan ve kendilerinden zar zor ayırt edilebilen diğerleri üzerinde uyguladıkları zulmü düşünün … anlaşmazlıkları ne kadar sık, birbirlerini öldürmeye ne kadar istekliler, nefretleri ne kadar da yoğun!

Bu soluk ışık noktası, bütün o kasılmalarımıza, kendi kendimize atfettiğimiz öneme ve evrende öncelikli bir konuma sahip olduğumuz yolundaki yanlış inancımıza meydan okuyor. Gezegenimiz, çevremizi saran o büyük evrensel karanlığın içerisinde yalnız başına duran bir toz zerreciğidir. İçinde yaşadığımız bilinmezlik ve bütün bu enginliğin içerisinde, başka bir yerden bir yardımın gelip bizi bizden kurtaracağına dair hiçbir ipucu yoktur.

Bu sözler ve Kumsalda filmini yan yana getirince insan düşünmeden edemiyor.

İnsanlığın farkındalığı için acaba başka ne lazım?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir