İŞTEN AYRILMAK

Dün çok ilginç bir karşılaşma oldu, bir alışveriş merkezinde yürürken takım elbiseli bir insan yanıma geldi ve şöyle dedi:

“Tunçel bey saat dörtte simitler ve çay hazır bekliyoruz.”

Şişecam da çalıştığım zaman saat dörtte şöförlerin dinlendikleri penceresiz odasına gider kaşar peynir götürür çaylarını ve simitlerini paylaşırdım, çok tatlı sohbetlerimiz olurdu, dertlerini benimle paylaşırlardı.

Benimle konuşan oradaki şöför arkadaşlarımdan biriydi ve emekli olduktan çok sene sonra  bu sözleri beni çok duygulandırdı.

Linkedin de işe girmekle ilgili çok şey yazılıyor ama ben bugün işten ayrılmakla ilgili bir şey söylemek istiyorum. 

Bana baba nasihatıdır, bir işe efendi gibi gir ve zamanı gelince efendi gibi ayrıl derdi.

Buna hep dikkat ettim, çalıştığım şirketlerde bana verilen mevkilerin her zaman birer geçici emanet olduğunu ve zamanı gelince onu bir sonraki görevliye teslim etmem gerektiğini hiç unutmadım.

Yıllar sonra şöför arkadaşın bana hatırlattığı şey birlikte paylaştığımız bir dostluk idi, beni çok mutlu etti, kendimi iyi hissettim.

Bana ilk şöförlük öğreten hocam Pepe Cemal arabayı sürmeyi öğretmeden önce durmayı öğretmişti. Durmayı bilmeyen sürmeyi de beceremez derdi.

İşe girerken nasıl ayrılacağınızı da düşünmek ister misiniz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.