BEKİR ÇOŞKUN’UN ARDINDAN

Bekir Çoşkun

Bekir Coşkunu kaybettik.

Yılmaz Özdil’in tek bir cümlesi hepimizin duygularını çok güzel ifade ediyor: “Bir kişi vefat etti, her evde bir cenaze var.”

Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasa…

Ben kaybettiğimiz her güzel insanın ardından kendime şu soruyu sorarım:
Bekir Coşkundan ne öğrendik?

Bana göre Bekir Coşkun artık kaybetmeye başladığımız evrensel doğruları ve güzellikleri temsil ediyordu. Doğru olmak ve doğru bildiğini söyleyebilmek, kişisel menfaatler için ilkelerinden vazgeçmemek, insanı, hayvanı ve doğayı bir bütün olarak kucaklayarak sevebilmek, her türlü zorluğa rağmen her zaman yaşama ve iyimserlikle umutla bakabilmek.

Gittikçe hızlanan bir hayat ritminde dünyayı hızlı tren penceresinden izler gibi bulanık görürken onun yazıları bana her zaman sağduyuyu hatırlattı.

İş hayatımızda da ondan öğrenebileceğimiz çok şey var.

İnsan ömrünün bir sınırı var, ancak insanın yarattığı güzellik sonsuza kadar yaşayabilir.

Hoşça kal evimizin her sabah bize gülümseyen komşusu, bizler de senin söylediğin gibi, batan Titanik gemisinde son ana kadar müzik çalarak ölüme yaklaşan insanlara umut veren kemancılar gibi olacağız. Her şeye rağmen insanlık bu buzul çağını aşacak, daha güzel bir dünya biz onu göremesek bile kurulacak.

Sen ise onu hepimizden önce görüyordun.

Hoşça kal Usta…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.