YURTTAŞ KANE ÜZERİNDEN KOÇLUK İLHAMI

Yurttaş Kane filmini Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğrencisiyken Ankara’da izlemiştim.

Sinema dünyasının gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden birisi olarak kabul edilen bir filmidir.

Konusu şöyledir:

Zengin medya patronu olan Charles Foster Kane kendi özel şatosu Xanadu da ölür. Ölürken Son söz olan “Rosabud”ı fısıldar. Bütün gazetelerde Kane ile ilgili değişik hayat hikayeleri yayınlanır. Genç bir gazeteci Kane’nin son sözünün ne anlama geldiğini araştırmak için görevlendirilir.

Rosebud Türkçe’de Gül tomurcuğu anlamına gelir. Gazeteci Kane’i tanıyan bir çok farklı insanla konuşur ve her biri ona farklı bir yönüyle ölen medya patronunu anlatırlar.

Gerçek Kane kimdir?

Gerçek Kane tüm bu anlatılanların bütünüdür. Görme engellilerin fili tarif etmesi gibi bir öykü ortaya çıkar.

Bana koçluk haftasına girmek üzere olduğumuz Mayıs ayında bu senaryo koçluk konusunda bir ilham verdi.

Koçluk yaptığınız kişiyi ancak bir zaman süreci içinde tanımlıyabilirsiniz. Her bir görüşmede ve her farklı gündem ile karşınızdaki insanın yeni bir yönünü fark edersiniz.

Çoğu insanın sandığının aksine koçluk 45 dakika süren İngiliz dizilerindeki gibi gelişmez. O dizilerde aynı insanlar benzeri senaryoları tekrar ederler, filmin sonunda kahramanımız veya kahramanlarımız netice alırlar.

Koçlukta ise süreç içersinde çok farklı senaryolar gelişebilir. Çok iyi hatırlıyorum, Almanya’da doğup büyüyen ve doktor olan bir insan ile buraya döndükten sonra yaşadığı kültürel uyumsuzlukları gündem olarak getirince çalışmaya başlamıştık, yaklaşık 6 ay çalıştık, en sonunda önce onun kardeşi ile olan çatışmasına vardık, en sonunda da onları küçük yaşta terk eden babalarına duyduğu kızgınlığı fark etti.

O fark ediş artık yaşamayan babasına yazdığı üç sayfalık bir mektup ile devam etti, mektubu yazdıktan sonra babasını  affettiğini söyledi.

Kısacası gerçek bir çalışmada karşınızda gördüğümüz kişiyi her seferinde yeniden tanıyacağınızı hatırlayın. Koçluk asla hızla netice alınacak bir iş değildir, sabır ister, kararlılık ister, samimiyet ister ve insanı içtenlikle sevmeyi ve kabul etmeyi gerektirir.

Yurttaş Kane’deki gazeteci sonunda ölen adamın son sözünün gizemini çözer. Adam çocukluğunun saf günlerinde beşiğinin üzerinde gördüğü bir Gül tomurcuğu resmini hatırlamıştır. Çok başarılı ve zengin bir insan olarak ölürken çocukluğunun saflığını aramaktadır.

Biz koçlar da insanın özündeki gücü, güzelliği ve zaten bildiği çözümleri bulması için onla birlikte yol arkadaşlığı yapan kişileriz.

Onlara bir ayna tutuyoruz, onlar kendilerini keşfederken biz de onlarla yürüyoruz.

Öyle abartılacak bir şey de yok hani.

Siz çocukluğunuzdan neyi hatırlıyorsunuz?

Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir