JANE GOODALL ÜZERİNE

Dün İstanbul’dan bir efsane geçti.

Ben ne yazık ki şehir dışındaydım onun konuşma yaptığı Pera Müzesine gidemedim, ancak zaten müzenin de gelenlerin hepsini içeri alamamış olduğunu tahmin ediyorum.

Yirmi altı yaşında, lise mezunu bir genç kadın olarak, 1960’ların Afrika’sında yaptığı şempanze çalışmalarıyla ünlenen Jane Goodall, gözlemleriyle şempanzelere ilişkin birçok dogmanın yıkılmasında ve kullandığı yöntemlerle primatolojinin şekillenip bugünkü haline gelmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Vikipedia’da kendisinden şöyle bahsedilmektedir:

Sekreter olarak çalışan Jane Goodall’ın hayatının dönüm noktası, ünlü antropolog Louis Leakey’in asistanı olarak, 1960’ta Tanzanya’da şempanzeler üzerinde çalışmaya gitmesi oldu. Bilim çevreleri, üniversite eğitimi almamış genç bir kadının önemli bir saha araştırmasında yer almasından rahatsız olmuştu. Ancak Goodall, kendini akademik olarak geliştirmeyi ve Cambridge Üniversitesinden doktorasını almayı başardı. Şempanzelere numara yerine isim veren Goodall, bu canlılarla sandığımızdan daha çok ortak yönümüz olduğunu ortaya çıkardı. Onların da zekaları, duyguları, karakterleri ve sosyal ilişkileri olduğunu belgeledi.

Çalışmalarından ötürü dünya çapında ödüllere layık görülen Goodall, 2004 yılında İngiliz Kraliyeti tarafından “Dame” unvanıyla onurlandırılmıştır. Kendi adını taşıyan bir enstitü kuran Goodall’ın yaşamı ve çalışmaları birçok kitaba ve filme konu olmuştur.

Linkedin’de liderlik, yöneticilik ve iş yaşamında başarı öyküleri ve zengin olma hakkında bir çok şey paylaşılıyor.

Jane Goodall bu kategorilerin hiç birisine uymuyor.

O bize insanın doğa ile yakın ilişki kurabilse ve diğer canlılar ile iletişim içinde olabilse neler olabileceğini kendi yaşamı ile örnek olarak anlatıyor.

Günümüzün sosyal medya fenomenleri gibi çok kişi tarafından tanınmıyor ve takip edilmiyor.

Pop şarkıcıları kadar geniş kitleler tarafından sevilmiyor

İnsanların bir birine karşı kör baktığı, savaşların sadece silah endüstrisine hizmet ettiği, ülkelerin bir birine nükleer tehdit oluşturduğu bir dünyada o bize çok önemli bir mesaj veriyor.

Kof rol modellerle dolu bir dünyada bir örmek ışık olarak hepimizi aydınlatmaya çalışıyor.

Yaşamın anlamı üzerine bize ilham veriyor.

Keşke tüm okullarımızda Jane Goodall üzerine konuşmalar yapılsa, eserleri gençlerimize ilham verse, bu dünyada lüks otomobillerde gezmekten daha güzel ve anlamlı şeyler olduğu anlatılsa.

Pera Museum  kurucularına ve çalışanlarına teşekkür ederim.

Kategoriler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir